Palavra Bakanı Ziya Neden Çok Sevildi?

Yazar: Hulusi Yağcı Tarih: 6 Mart 2020 Kategori: Makaleler
Palavra Bakanı Ziya Neden Çok Sevildi?
Paylaş:

Palavra Bakanı Ziya Neden Çok Sevildi?

Üçkağıt ve yalan kavramları toplum tarafından kabul görmeyen değerlerdir. Ama Türk halkı üçkağıtçılığın ve yalanın kitabını yazmış hatta master yapmış sevimli tip Ziya’yı çok sevdi. Hani aklıma da gelmiyor değil; eğer bir insan yalan söyleyecekse ve söylediği yalandan kimse zarar görmeyecekse, yalan söyleyen insanda Ziya gibi sevimli bir tipse ve zararsız yalanlarıyla insanı neşelendirecekse varsın söylesin. Hem kendi egolarını tatmin etmiş olur hem de karşısında ki insanları neşelendirir.

Yalanların sonunu iyi şeylere bağlamayı bilmiştir

Ziya’nın yalanlarına baktığımızda yalanların sonu hep iyi niyete bağlanmıştır. Yalanların sonunda kimseyi karalamamış, incitmemiş, iftira atmamıştır. Çalışmaya gittiği Almanya’da kaçak olduğu anlaşılıp sınır dışı edildiğinde aslında sınır dışı edilmediğini, ailesini özleyip hasretlerine dayanamadığı için Türkiye’ye geldiği yalanına bağlamıştır. Asla Almanya’yı karalamamıştır. Ziya yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen neşesini kaybetmeyen ve karşısında ki insanları her zaman neşelendiren bir tiptir. Almanya’dan sınır dışı edilir, itfaiyeden kovulur ancak Ziya’nın psikolojisi hiç bozulmaz. Ne bir üzülür, ne bir bunalıma girer. Dünya umurunda olmayan, neşeli bir Ziya karakterini görürüz. Ziya, yaşadığı olumsuzlukları asla bize yansıtmaz ve bizi güldürmeye devam eder.

Ziya, palavralarından kimsenin zarar görmeyeceğine inanıyor

Psikoloji bilim dalı yalan ögesini incelediğinde küçük yaşlardan itibaren dikkat çekmek, şakalar yapmak, oyun oynamak veya ceza almamak gibi nedenlerden dolayı başlanan yalanın yetişkinlik çağında devam etmesini kişilik bozukluğu olarak tanımlar. Ancak filmde Ziya’nın söylediği yalanlar kişisel bozukluktan ziyade kendini dışarıda karşılaşacağı tehlikelerden veya olumsuzluklardan koruma olarak kullanmayı tercih etmiştir. Ziya’nın elinde ki imkanlarla yapmaya çalıştığı ticari işlerde söylediği yalanlarda insanların zarar görmeyeceğini sadece yaptığı işi veya satmaya çalıştığı ürünün kalitesini pekiştirmek, reklamını yapmak için küçük yalanlara başvurmuştur.

Yalanı reklam, ürün pekiştirmek için kullanıyor

Hatırlayın jilet satma sahnesini. Sattığı ürünün kimseye zarar vermeyeceğini ispatlamak için gönüllü olmayan bir vatandaşı zorla oturtup ürünü üzerinde deniyor. Bir yandan ürünü vatandaş üzerinde denerken bir yanda ürünün kalitesini pekiştirmek için başlıyor yalan söylemeye. İsmini verdiği ünlülerden belki de hiç biri bu ürünü kullanmamış veya adını bile duymamıştır. Olsun ama ürünün ne kadar kaliteli olduğu ispatlamak gerekiyor ve söyleyeceği yalanda kimseye bir zarar vermeyecek, gerçekten o ürünü o ünlülerin kullanıp kullanmadığını da oradaki insanlar sorgulamayacaktır. Sonuç olarak jilet satışında vatandaşın yüzünde yaralar açıyor. Nikah dairelerine farklı kılıklarla ve farklı kimliklere bürünerek nikah şekerlerini topluyor. Yine yangına su yerine yanlışla benzinle müdahale edince kovuluyor. Bu yaşanan üç örnek olay sonrası Ziya bir şekilde işin içinde sıyrılmayı biliyor. Yaşananlar ona ders olmayıp hayatın bir yerinden tutunmaya, ayakta kalmaya devam ediyor.

Ziya’nın meşhur palavraları

Çakıyla aslan öldürmesi, karşılaştığı aslanın boyutlarını abartılı bir şekilde yeğenlerine anlatması, içişleri bakanının yakın arkadaşının olması, Ecevit ve Demirel’in Ziya’yı kendi partilerine çağırıp bakanlık teklif etmesi, Amerika’dayken bir partide Farah ile karşılaşması ve Farah’ın Ziya’ya asılmasına rağmen Ziya’nın kıza yüz vermemesi yalanları yıllar geçse de izleyicileri güldürmeye devam ediyor. Ziya, hem izleyicileri hem de etrafında ki insanları güldürebilmesi, neşelendirebilmesi için ya argolu cümleler söyleyecek, ya kendine has mimik hareketler veya taklitler yapacak ya da en iyi yaptığı şey olan katmerli, abartılı, palavra sıktığını cümle alemin bildiği kendince masum yalanlar söyleyecekti. O da en iyi yaptığı meziyetini sergiledi.

Şener Şen bize küfürsüz komedinin nasıl yapılacağını gösteriyor

Şu da bir gerçek ki Şener Şen hem Neşeli Günler filminde hem de Gülen Gözler filminde belden aşağıya inilmeden, ağza alınmayacak küfürler edilmeden de komedinin yapılabileceğini göstermiştir. Günümüzde ki komedi adı altında çekilen filmlerde ki edilen küfürler bunun en büyük ispatıdır. O dönemde ki komedi filmlerini yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapılmadan ailecek izlenebilirken günümüzde ki komedi filmi adı altında çekilen filmler adabı muaşeret kurallarını zorlamaktadırlar.

Ziya, içinde yaşadığımız dünyada zıtlıklara ayna tutan kişidir aslında. Ziya bir bahane aracıdır. Şöyle düşünün kafanızda bir gerçeği bitirmek istiyorsunuz ama bunu siz değilde bir bahane aracılığıyla bitirip suçu üzerinizden atmak istiyorsunuz. Filmde de Ziya bir bahane aracı olarak kullanılmıştır. Yıllarca evli olan ve altı çocuk sahibi karı kocanın artık evlilikleri bitme noktasına gelmiştir. Hiç bir konuda anlaşamıyorlar ve Allah’ın her günü incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerle kavga edip evliliklerini gittikçe yıpratıyorlar. Aslında hem Kazım Efendi hem de Saadet Hanım evliliklerini kafalarında çoktan bitirmişlerdir. Ancak çocuklarının hatırına birbirleri çekmeye devam ediyorlar. Küp artık iyice dolmuştur ve suyun boşalması gerekiyor artık. İşte burada Ziya devreye giriyor.

Turşu suyu bahane

Turşu suyunun iyisi limonla mı olur sirkeyle mi olur kimin umurunda ki. Karı koca evliliklerini bitirmeye kararlı ve küçük bir kıvılcım gerekiyor. Limonlu ve sirkeli turşu suyunun hangisinin daha güzel olacağı için de hakem olarak Ziya seçilir. Biri abisi diğeri yengesi olan karı koca da iyi biliyor ki Ziya üçkağıtçı, palavracının biri. Onun doğruyu söylemeyeceğini adı gibi biliyorlar. Ve öyle de oluyor iki turşu suyunun da güzel olduğu söylüyor ve kıyamet kopuyor. Kazım Efendi üç çocuğunu alarak evi terk ediyor. Yukarıda da söylemiştim Kazım Efendi ve Saadet Hanım planlarını daha önceden yapmışlar ancak suçlu olmamak için sabretmiş, beklemişlerdi. Artık beklemeye gerek yok ve ortada olmayan suçlu bulunmuştu. Kıvılcımı ateşleyen de Ziya olmuştu.

Aslında hepimizin için bir Ziya saklıdır. Kendimize bile itiraf edemediğimiz ve bizi yavaş yavaş felakete sürükleyen olaylardan kendimizi masum gösterebilmek için içimizde ki palavracı, üçkağıtçı, yalancı Ziya’yı çıkartırız ve tüm yaşananlardan onu sorumlu tutarız. Gerçekleri haykırmak, itiraf etmek yerine Ziya’yı suçlayarak içimizde ki doğruları sustururuz.

 

 

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.