Cahide Sonku: Starlıktan Bulaşıkhaneye Giden Yol

Yazar: Hulusi Yağcı Tarih: 2 Mart 2020 Kategori: Bir Portre
Cahide Sonku: Starlıktan Bulaşıkhaneye Giden Yol
Paylaş:

Cahide Sonku Starlıktan Bulaşıkhaneye Giden Yol

Türk Sineması’nın altın kızı. Güzelliğiyle erkekleri büyüleyen, erkeklerin bir gecede olsa onunla beraber olabilmek için servetlerini ayaklarının altına dökmeye hazır oldukları bir kadın. Onun geçtiği yollarda onu görebilmek için izdihamların olduğu ve evinin önünde sürekli polisin beklediği bir kadın. Onun hayat hikayesi aslında film olacak cinsten. Starlıktan bulaşıkçılığa kadar giden bir yol. Erkeklerin deli divane olduğu, etrafında pervane olduğu ve öldüğünde cenazesinde sadece sekiz kişinin olduğu Cahide Sonku.

Dededen gelen bir asker ailenin kızı olarak dünyaya geldi

Paşa dede, yüzbaşı baba. Ailecek asker bir ailenin kızı olarak 1919 yılında Yemen’de dünyaya geldi. Ailenin erkek çocuğu olmadığı için daha doğmadan ismi konulmuştu. Doğacak çocuk erkek olursa adını Necdet koyacaklardı. Babası, kendi adının oğluna vermek istiyordu. Ancak kız doğdu. Cahide Serap doğdu. Yemen’den İstanbul’a taşınmıştı aile. Baba Necdet bey yakışıklı adamdı. Çapkınlığıyla eşini bıktırmıştı. Cahide’nin annesi kocasının çapkınlıklarına daha fazla dayanamadı ve boşanarak Paşa babasının konağına yerleşti. Fatih’te ki paşa dedesinin konağında yaşamaya başlayan Cahide’nin 13 yaşına kadar mutlu bir çocukluk yaşadı. Paşa dedesi torunun çok seviyordu ve onun her isteğini yerine getiriyordu. Ancak bu mutluluk uzun sürmedi ve konak yanarak kül oldu.

Şöhret kapısı yavaş yavaş açılıyor

Sokakta kalan aile akrabalarının yanına sığındı. Yaşananlara daha fazla dayanamayan paşa dede vefat eder. Kendilerine kol kanat geren dedesinin ölmesiyle akrabalarının yanında daha fazla kalamayan aile kiralık bir eve çıktı. Anne, dikiş nakış işleri yaparak geçimlerini sağlamaya çalıştı. Bu arada yaşananlardan haberi olan baba Necdet kızına haber göndererek yanına gelmesini istedi. Ancak Cahide annesini yalnız bırakmak istemedi ve babasının yanına gitmedi. Cahide, ortaokul çağına geldiğinde okul tiyatrosunun düzenlediği bir oyunda ”Peri Kızı” rolünde oynar. Oldukça da başarılı olan Cahide daha 13 yaşındayken gazete ilanlarıyla Şehir Tiyatrolarına çocuk oyuncu alınacağını öğrenir. Şehir Tiyatrolarına başvuran Cahide, açılan yarışmada birinci gelir ve tiyatroya kabul edilir.

Muhsin Ertuğrul, Sonku’nun elinden tutuyor

Bu arada annesi vereme yakalanmıştı. Ancak kızının üzülmemesi için hastalığını sürekli saklıyordu. Cahide, okul tiyatrolarındayken ”Peri Kızı” rolünden sonra kazandığı Şehir Tiyatrolarında ilk olarak müzikli bir oyunla seyirci karşısına çıkar. Oyunda ”Balerin” olarak karşımıza çıkar. Cahide, ikinci oyunu olan ”Yedi Köyün Zeynep’i” oyununda Muhsin Ertuğrul‘un dikkatini çeker. Hayatına girecek olan Muhsin Ertuğrul, Cahide’nin en çileli yıllarında bile hep onun yanında vefalı bir dost olacaktır. Sonku’nun yeteneğini fark eden Muhsin Ertuğrul, 1933 yılında yönetmenliğini yaptığı ”Söz Bir Allah Bir” filminde oynatır. Hazım Körmükçü, Vasfi Rıza Zobu, Bedia Muavvit gibi Türk Sinemasının ilk oyuncularıyla oynayan Sonku, ilk filminde ”Leyla” karakteriyle sinemaya merhaba der.

Muhsin Ertuğrul, Sonku’ya Aşık mıydı?

Daha 14 yaşındayken sinemaya geçen Sonku’nun Türk Sinemasının deneyimli isimlerin yer aldığı bir filmde oynaması o dönemler için bazı söylentilerin ortaya çıkmasına neden oldu. Muhsin Ertuğrul’un Sonku’ya aşık olduğu söylenir ve onu bu filmde onun için oynattığı söylenir. Peki Muhsin Ertuğrul gerçekten Sonku’ya aşık mıydı? Ertuğrul, Sonku’nun sanat hayatında ilerlemesinin baş aktörüydü. Ona hep kol kanat gerdi. Hatta ona olan bu ilgisi karısı Neyyire Hanımın Sonku’yu çok kıskandığı söylenmişti. Neyyire Hanın vefat edince Muhsin Ertuğrul Sonku’ya evlenme teklifi etmiş ancak Sonku kabul etmemişti. Sanırım yukarıda ki sorunun cevabını burada vermiş olduk. Cahide Sonku, Ertuğrul’a karşı bir şey hisssetmediğini de söylemişti.

16 yaşında başrol oynadı

Yıl 1935. Muhsin Ertuğrul Bursa’da çekimlerine başladığı ”Aysel Bataklı Damın Kızı”filminde Cahide Sonku’yu başrol oynatır. Cahide ile birlikte başrol oynayan Muhsin Ertuğrul’un bu filmi o dönem en çok ses getiren film olmayı başarır. Sonku bu filmle artık Türk halkı tarafından tanınmaya başlanır. Öyle ki filmde Aysel’in başına taktığı eşarbın bağlama tekniği o dönemler kadınlar tarafından çok tutulur ve kadınlar arasında ekol haline gelir. Cahide Sonku, 1949 yılına kadar Muhsin Ertuğrul’un imzası olduğu Akasya Palas, Şehvet Kurbanı, Kıskanç, Yayla Kartalı, Kızılırmak Karakoyun filmlerinde yer alır.

Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni

1949 yılında senaryosunu yazdığı ”Fedakar Ana” filminde dönemin yavaş yavaş ismi duyulmaya başlayan Eşref Kolçak’la kamera karşısına geçer. 1951 yılında ki ”Vatan ve Namık Kemal” filmi hem Cahide Sonku için hem de Türk Sineması için bir dönüm noktası olacaktır. Film Cahide Sonku’nun ilk yönetmenlik yaptığı film olurken sinemamız içinde ilk kadın yönetmenin çevirdiği film olarak tarihe geçer. Film 1951 yılında ”Ses Dergisi”nin açtığı en film yarışmasında birinci gelmiş ve Sonku o yıl en iyi kadın oyuncu seçilmişti.

17 yaşında ilk evliliği yapar

Artık star bir isim olmuş Sonku’nun tüm filmleri sinema salonlarını doldurmayı başarmıştı. Para, şan, şöhret artık hepsi Sonku’nundu. Cahide Sonku, 1936 yılında o dönemler adı ”Çapkınlar Kralı” diye anılan kendisi gibi oyuncu Talat Artemel‘le hayatını birleştirir. Ancak Talat Ertemel’in çapkınlıklarına daha fazla dayanamayan Sonku, iki yıl sonra ayrılır. Sonku, yıllar sonra Agah Özgüç’le bir söyleşinde eski eşi için kendisine içkiyi Talat Ertemel’in başlattığını söyleyip ” İnsanlığımı o istismar etti” demişti.

”Ancak aptal kadınlar parasız kalır’

Oyunculuğu kadar özel hayatıyla da gündeme sık sık gelen Sonku’nun yakın arkadaşlarıyla Palas Otel’de sohbet ederken söylediği ”Ancak aptal kadınlar parasız kalır” sözü o günlerde çok konuşulmuş, magazin haberlerine çıkmıştı. Talat Artemel’den ayrıldıktan sonra ikinci ilişkisini gayrimüslim olan Marcel isimli zengin bir adamla yaşar. O dönemin şartlarında bir Müslüman kızının gayrimüslim bir erkekle yaşaması hoş karşılanmazdı. Cahide’nin Marcel’le olan ilişkisi çok tartışılmaya başlandı. Kadınlara kötü örnek olduğu söyleniyordu. Hatta Beyoğlu Emniyeti tarafından sık sık karakola çağrılır ve yaşadığı ilişkiden dolayı uyarılırdı. Ancak lüks bir hayat yaşayan Cahide’nin Marcel’le ayrılmaya hiç niyeti yoktu.

Şaşaalı bir hayat

Marcel, tüm servetini bu afet-i devran kızın önüne dökmüştü. Kürkler, mücevherler, pırlantalar, arabalar, hizmetçiler, özel ahçılar… Sonku, yurt dışından o zamanlar Türkiye’de olmayan elbiseler, parfümler ve özel eşyalar alıyordu. Sonku’nun gayrimüslim olan Marcel’le olan ilişkisi tiyatro hayatında da etkiler yaratır. Öyle ki tiyatro kadrosundan atılması gündeme gelir. Ancak vefalı dostu Muhsin Eruğrul burada da devereye girecek ve ”O giderse ben de giderim” diyerek tiyatrodan atılmasını engelleyecekti. Ancak bu şaşaalı hayat uzun sürmeyecek ve 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Sonku için şaşaalı hayat sona erecektir.

Yıl 1939. ,İkinci Dünya Savaşı başlamıştı. Savaş zamanında o dönem ki Türk hükumeti tarafından ”Varlık Vergisi” adında bir vergi kanunun yürürlüğe girdi. Yeni vergi kanunuyla Türkiye’de yaşayan gayrimüslimlerin mal varlıklarını yüzde 87’si devlet tarafından vergi olarak tahsil edilmeye başladı. Marcel’in servetine el konulmuştu. Marcel’in ailesi de Sonku’ya haber göndererek bu ilişkiyi bitirmesini istiyordu. Sonku çok direnmişse de baskılara daha fazla dayanamaz ve Marcel’den ayrılmak zorunda kalır.

Ayakkabısından şampanya içiyorlardı

Cahide Sonku, dönemin en güzel kadınıydı. Cazibesiyle de erkekleri peşinden koşturmayı da çok severdi. Sonku sokağa çıktığında herkes onu seyredebilmek daha yakından görebilmek için izdiham oluştururmuş. Öyle ki erkekler onun topuklu ayakkabısından şampanya içerlermiş. Taksim Gümüşsuyu’nda yeni yaptırmaya başladığı evinin temellerine pırlantalar dahi atılmış. Sonku’nun topuklu ayakkabısında yer alan boncukların pırlanta taşlardan olduğu söylenir. Yine Sonku’nun yaşadığı evin önünde halkın yoğun ilgisinden korumak için polis beklediği söylenir.

Öztürk Serengil’in Cahide Sonku anısı

Öztürk Serengil, ”Yeşilçam’ı Benden Sorun” kitabında ”Yeni başlanacak ve Cahide Sonku’nun yer alacağı bir film için seçildim. O zamanlar daha ismim piyasalarda yok. Ufak tefek figüran rollerinde oynuyorum. Çekilecek filmde oyuncuları Cahide Sonku görmeden ve kabul etmeden oynatmıyorlar. Beni seçen menajerle beraber Sonku’nun evine gittik. Evin önü ana baba günü. Halk Sonku’yu görmek için evinde önünde bekliyor. Poliste kalabalığı dağıtmak için uğraşıyor. Neyse paldır kültür kendimizi eve zor attık. Cahide Sonku’nun benimle görüşmesini bekliyorum. Birden bir ses geldi ve arkamı dönmem istendi. Meğer ki Sonku, seçeceği oyuncuları özel odasında bulunduğum yerden izlermiş ve anons kullanarak konuşurmuş” anısını anlatarak Sonku’nun yaşadığı hayatı ve sergilediği tutumu bize anlatır.

Sonku Film’i kurar

Cahide Sonku farklı ilişkiler yaşamayı seven bir kadındı. 1943 yılında çocuğun babası olacak tütüncüler kralı İhsan Doruk’la evlenir. İhsan Doruk, eğlenceyi çok seven ve sık sık evinde partiler düzenleyen bir iş adamıdır. Çapkın bir adam olan Doruk, sık sık yurt dışına giderdi. Sonku bu evliliğini uzun sürdürmez ve 2 yıl sonra boşanır. Ancak hamile olduğunu öğrenir ve boşandığı eski eşiyle yeniden evlenir. 1953 yılında Ender dünyaya gelir. Minik kız Ender, dönemin en şanslı çocuğu olur. Özel dadıları, özel doktoru vardı. Sonku, kızı için sık sık yurt dışına gider kızı için alışverişler yapardı. Sonku, kocasının desteğiyle Sonku Film’i kurar. Bu film şirketi sayesinde paraya para demeyecek ve dönemin en önemli yıldızlarına film çektirecektir.

Cahide Sonku, kızının babası İhsan Doruk için yıllar sonra söylediği sözler dikkat çekiciydi. Sonku, Doruk için ” Ondan gücü ve sadakatsızlığı öğrendim. Beni yıkan kocam oldu. Adnan Menderes’le aynı gün tutuklandı. Onu ihbar eden bendim biliyor musunuz? Bana çok çektirdi. Bana neler yapmadı ki Kış kıyamet günü kaloriferleri bilerek yaktırmazdı. Nasıl unuturum bunları?”

İsmet Ay’ın anısı

İsmet Ay, Cahide Sonku’yla bir anısında ” Bir tiyatro oyunundan gelmiştik. Yorgunluğumuz atmak için Cahide’nin evine gidip içmeye başladık. Tam bu sırada İhsan Doruk ve Adnan Menderes çıkagelir. İhsan Doruk’la Adnan Menderes çok samimi arkadaşlardı. Karşısında Menderesi gören Cahide ”İhsan. İşten sonra eve gelip arkadaşlarımla iki kadeh içemeyecek miyim” deyip odayı terk eder”. İsmet Ay, Sonku’nun bu davranışının çok yadırgandığını belirterek ” Aslında yanlış anlaşıldı. Cahide’nin tepkisi Menderes’e değildi. Cahide, evde rahat elbiseler giyerdi. Menderes’in kendisini bu elbiselerle görmesine bozuldu” der.

Film deposunda yangın

Film şirketinin kurulmasında 2 yıl sonra çekilen filmlerin bulunduğu depoda büyük bir yangın çıkar. Sonku, o dönem yangından kayının sorumlu tutacaktır. Bu yangında şirketin çektiği tüm filmler yanmıştır. Hatta Zeki Müren’le Cahide Sonku’nun birlikte rol aldığı ”Beklenen Şarkı” filmlerinin de kopyaları yanmıştır. Bu yangın Sonku’nun çöküşünü başlatacaktır. Çünkü tüm birikimini bu şirkete yatırmıştı. Üstelik sigorta da yaptırmadığı için de para alamıyordu.

İhsan Doruk, bir yurt dışı gezisinde kalp krizi geçirip hayatını kaybeder. Doruk, ölmeden önce bir vasiyet hazırlatır ve Sonku’nun alkol sorunları olduğundan dolayı eski karısının ve kızının velisi ve varisi olmayacağını belirtir. Böylece kocasında kalacak mirasa da alkol problemlerinden dolayı erişemez. Çok davalar açsa da alkol ve kocasının vasiyeti üzerine mirastan mahrum olur.

Su gibi içki içmeye başlar

Cahide, ilk eşi tarafından alıştırıldığını söylediği içkiyi bu dönemden sonra artırdı. Sürekli içmeye başlayan Cahide’ye bir darbede yanan deponun tamiri, yanan filmlerin tamir edileceği yalanıyla onu dolandıranlardan geldi. Bu kişilere çok fazla para kaptıran Sonku, mücevherlerini, pırlantalarını satmaya başladı. Bu zor günlerinde vefalı dostu Muhsin Ertuğrul hızır gibi yetişir. Ertuğrul, Sonku’yu şehir tiyatrolarında kadrolu oyuncu olarak işe alır. 5000 lira da maaş bağlar. Ancak sürekli içen ve ayık gezmeyen Sonku’yu tiyatro çalışanları istemiyordu. Sonku’nun sarhoş sahneye çıkacağı söyleniyordu. Öyle de oldu.

Su yerine sürekli içki içen sabahtan başlayıp sızıncaya kadar içki içmeye başlayan Sonku için acı son yavaş yavaş geliyordu. O kadar alkole bağlanmıştı ki içki içmediği zamanlar olay çıkartıyor ve etrafının kırık döküyordu. İçki parası bulabilmek için artık arkadaşlardan borç para istemeye başlar. Ne acıdır ki içki bulamadığı zamanlar ispirto bile içtiği söylenir.

Hulusi Kentmen’in Cahide Sonku anısı

Hulusi Kentmen, Ülkü Erakalın’la yaptığı bir röportajında Sonku için ” Cahide’nin son günleriydi. Çok fazla içiyordu. Bir film çekimi için bir köşk kiralanmıştı. Sonku’nun çekimleri daha başlamamıştı. Çok yorgun olduğunu söyleyip biraz uzanacağını, çekim sırası geldiğinde kendisine haber verilmesini istedi. Bizim çekimlerimiz bitmiş sıra Cahide’nin çekimlerine gelmişti. Yönetmen odaya çağırmak için girdiğinde yatağın üzerinde şişelerin olduğunu gördü. İçkiden dolayı çok yıpranmış olsa da hala çok güzeldi ve çok güzel uyuyordu. Yönetmenimiz uyandırmaya kıyamadı. O gün çekim yapmadık” demişti.

Bulaşıkhanede son bulan bir starlık

Cahide Sonku, ömrünün son günlerinde içki parası bulabilmek için bulaşıkçılık yapmaya başlar. Hatta kendisini tanıyan birinin ”Siz Cahide Sonku değil misiniz?”sorusuna ”Hayır, ben değilim” diye cevap verecektir. Para, şan, şöhret, hayal edilemeyecek kadar lüks bir yaşam ve Allah vergisi güzellik. Ayakkabılarından şarap içilen, bir gecelik beraberlik için önüne servet dökülen, hayal edilemeyecek bir şaşaalı bir hayat yaşayan Sonku, 61 yaşında hayatını kaybeder. Dönemin starı olan, onu bir kez görebilmek için evinin önünde sabahlayan hayranları olan, geçtiği yollarda izdihamlara yol açan Cahide Sonku’nun cenazesine sadece 8 kişi katılmıştır. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Faydalanılan Kaynaklar

CNN Türk

Posta Gazetesi

Sinematürk

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.