Yeşilçam’da Fahişelik ve Hayat Kadınları

Yazar: Hulusi Yağcı Tarih: 29 Şubat 2020 Kategori: Makaleler / Yeşilçam Erotik
Yeşilçam’da Fahişelik ve Hayat Kadınları
Paylaş:

Yeşilçam’da Fahişelik ve Hayat Kadınları

Dünyanın en eski mesleklerinden biri fahişeliktir. Türk toplumunda fahişelik kabul edilemez bir meslektir. Fahişelik yapan kadınlar dünyanın en aşağılık kadın tipleri arasında gösterilir. Her zaman horlanmışlar, dışlanmışlardır. Fahişelik mesleğinden dolayı isimleri artık mimlenmişlerdir. Nereye giderse gitsinler üzerilerine yapışan salgından dolayı herkesin kaçtığı bir tip olarak karşımıza çıkarlar. Namuslu kızları dahi analarının mesleklerinden dolayı hor gözle bakılır.

Türk toplumunun fahişelik mesleğine bakış açısı böyleyken o kadınlarla yatan erkeklere bakış açısı ise tamamen farklıdır. Erkek yıkandığı zaman üzerinde ki kir akar gider. Ama kadında o leke kalmaya devam edecektir. İşte toplumda ki iki yüzlü ahlak görüşü budur.

Fahişelik, hayat kadını tiplemeleri de Türk Sineması’nda en çok yer verilen konular arasında yer almıştır. Türk Sineması’nın ilk filmlerinin yapıldığı yılların ahlaki ve değer yapısı düşünüldüğünde büyük tepkiler alacağı aşikardı.

Türk Sineması’nda fahişelik kavramı Pençe filmiyle görülmeye başlar

Türk sinemasında fahişelik kavramı tek başına para karşılığında erkeklerle olan kadın portresi olarak ele alınmayıp evli erkeklerle beraber olan kadın portreleri, maddi bir beklentisi olmayıp sırf cinsel arzularını tatmin etmek isteyen, fantezi portresi olarak da ele alınmıştır. Türk Sinemasın’da ki fahişelik kavramının yer aldığı film 1917 yapımı ”Pençe” filmi olmuştur. Mehmet Rauf’un eserinden sinemaya aktarılan filmde evlilik ve evlilik dışı ilişkiler derinlemesine irdelenmiştir. Filmde Feride karakterinin evli olan Ferit karakteriyle yaşadığı gizli ilişkilere yer verilir. Yine aynı filmde Leman karakteri vardır. Leman karakteri, Feride karakterinin yaşadığı gayri resmi aşkın tam zıt bir ilişkileri vardır. Leman, cinsel açlığını tatmin etmek ve değişik fanteziler yaşamak için harem ağasından tutun da önüne gelen erkekle beraber olan kadın tiplemesi bulunmaktadır.

Mürebbiye filmi Fransız kadınları aşağılamaktan sansüre uğradı

Mürebbiye filmi de düşük bir kadın olan Fransız yosmasınn hikayesi anlatılır. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserinden sinemaya aktarılan filmde ”Anjel” rolünde ki kadının sevgilinin başka bir erkekle aldatan ve mürebbiye olarak çalıştığı yalıda ki tüm erkekleri elinde oynatan, yalının sahibi ve oğluyla yaşadığı ilişkiler anlatılır. Film konusu itibariye sansüre uğramış ve işgal devletleri arasında yer alan Fransa’nın tepkisini çekmiştir. Filmde Fransız kadınların aşağılandığı gerekçesiyle Fransız general Francdet d’ Esperey tarafından sansüre uğratılmıştır.

İstanbul’da Bir Facia-i Aşk filminde metres kavramı ortaya çıkar

Yıl 1922. Bir Muhsin Ertuğrul filmi olan İstanbul’da Bir Facia-i Aşk filminde de ”metres” kavramıyla karşılaşırız. Filmde rol alan Anna Mariyeviç’in para karşılığı erkekler beraber olan bir kadın olarak değil hoşuna giden erkeklerle beraber olan kadın fahişe tiplemesiyle karşımıza çıkar. 1940’lı yıllara geldiğimizde Cahide Sonku’nun oynadığı ”Şehvet Kurbanı” filminde de düşük kadın portresiyle karşımıza çıkar. Filmde Sonku, Adana’ya para tahsilatı için gelen bir veznedarı dişiliğini kullanarak ağına düşüren şehvetli bir kadını canladırır. Para karşılığında erkeklerle yatan, maddiyatın olmadığı evli erkeklerle yaşanan gönül ilişkileri ve yine maddiyatın olmadığı sırf cinsel arzularını tatmin etmek, heyecan arayan kadın tiplemelerinin yer aldığı filmler 1940- 60’lı yıllarda da çekilmeye devam etti. Bu filmler arasında;

Büyük İtiraf (1947), Yuvamı Yıkamazsın (1947), Çıldırtan Kadın (1948), Damga (1948), Uçuruma Doğru (1949), Bir Fırtına Gecesi (1950), Onu Affettim (1950), İhtiras Kurbanları (1953), Bar Kızı (1954), Düşen Kızlar (1954), Köye Gelen Dansöz (1955), Dişi Yılan (1956), Gecekondu Yosması (1956)…

60’lı yılların en iyi yuva yıkan kadın vamp rollerini Neriman Köksal gerçekleştirdi

1960’lı yıllarda yuva dağıtan, şehvetli kadın rollerinde en başarılı ismin Neriman Köksal olduğunu görürüz. Dönemin afet-i devran kadını olarak anılan Neriman Köksal’ı para karşılığı erkeklerle olan veya maddiyatın olmadığı gönül ilişkisi kuran fahişe rollerinde Neriman Köksal ön sıralarda yer alır. Yuvamı Dağıtan Kadın, Günahkarlar Cenneti, Şehvet Uçurumu, Dişi Şeytan, Gecelerin Kadını… filmlerinde Neriman Köksal’ı yuva yıkan, fahişe vamp kadın tiplemelerinde görürüz.

Vesikalı Yarim, Türkan Şoray’ın ilk fahişe rolünde ki filmidir

Fahişelik kavramını işleyen ve pavyonda çalışan bir kadının evli bir erkekle olan başta gönül eğlendirmekten ileri gitmeyen sonra da aşka dönüşen ve hepimizin yakından tanıdığı, 1968 yılında ki 5. Antalya Film Festivalinde en iyi ikinci film seçilen ” Vesikalı Yarim”. Pavyonda çalışan Sabiha ile manavcı Halil’in hikayesinin anlatıldığı Ömer Lütfi Akad filmi. Türkan Şoray’ı ileri ki yıllarda fahişe rollerinde göreceğimizden bu film Türkan Şoray’ın bu rolde ki ilk filmidir. Film her ne kadar Türk geleneklerine aykırı, ahlaki yönden eleştirilse de Türk Sineması’nın mihenk taşlarından biri olmayı başarmıştır. Türkan Şoray’ı Baraj filminde genelevde çalışan fahişe ve Kanlı Nigar filminde de aynı rolde göreceğiz.

Yatık Emine, fahişelik kavramında değişime öncülük eder

1970’li yıllara geldiğimizde fahişelik kavramının değişmeye başladığını göreceği. Bu döneme kadar fahişelik modeli daha çok yuva yıkan, evli erkeklerle aşk yaşayan kadın tiplemeleri kullanılırken 1970’li yıllarda fahişelik kavramının tanımına uygun filmler çekilmeye başladığını göreceğiz.İlk göze çarpan film ”Yatık Emine” filmidir. Ömer Kavur’un filminde İstanbul’da para karşılığı fahişelik yapan Emine Anadolu’ya sürgün edilir. Emine karakteri yuva kadın olarak değil parayla erkeklerle olan kadın tiplemesiyle karşımıza çıkar. Yılmaz Güney’in 1974 yapımı olan Arkadaş filminde ki Necibe karakteri de yuva yıkan kadın yerine kocasını aldatan, gönlünü eğleyen kadın tiplemesiyle karşımıza çıkar. 1970’li yıllarda erotik filmleri hiç bahsetmiyorum bile. Erotik filmlerde parayla erkeklerle beraber olan genelev, pavyon, bar çalışan kadın tiplemeleri çok fazladır.

Çağdaş fahişeliğin başladığı yıllar

1980’li yıllara geldiğimizde 1970’li yıllardan beri asıl tanımına uygun hale gelen fahişe karakterlerini daha fazla görmeye başlayacağız. Müjde Ar‘ı Ah İstanbul, Sarmaş Dolaş,Güneşin Tutulduğu Gün, Dağınık Yatak, Gizli Duygular, Asiye Nasıl Kurtulur filmlerinde fahişe karakteri olarak görürüz. Diyebiliriz ki fahişelik kavramı Müjde Ar’la sosyal bir içerik kazanmıştır. 1980’li yıllarda genelevlerde çalışan fahişe tipleri canladıran diğer oyunculara göz atarsak; Hülya Avşar, Oya Aydoğan, Ahu Tuğba, Yaprak Özdemiroğlu, Serpil Çakmaklı gibi isimleri görebiliriz.

Faydalanılan Kaynaklar

Ağah Özgüç – Türk Sinemasında Cinselliğin Tarihi

Sinematürk

 

 

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.