Türk Sinemasında Korku Filmleri

Yazar: Hulusi Yağcı Tarih: 8 Mart 2020 Kategori: Makaleler
Türk Sinemasında Korku Filmleri
Paylaş:

Türk Sinemasında Korku Filmleri

Bu yazımızda 2000 yılına kadar Türk sinemasında çekilen korku filmleri hakkında bilgiler vermeye çalışacağız. Türk sinemasının temeli 14 Kasım 1914 yılında Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı isimli belgesel filmiyle atılmıştır. İnişli çıkışlı grafik çizerek yoluna devam Türk sinema tarihinde hem öz kültürümüzü yansıtan filmler hem de batı sineması etkisi altında kalarak batı kültürüne ait -B- filmler olarak adlandırdığımız filmler çekilmiştir. Türk sinema tarihinde en az çekilen film türü de korku filmleri olmuştur.

Dünya sinemalarında 1970’li yıllar korku filmlerin yılı olmuş ve seyircileri sinemaya çekmeyi başarmışlardır. Ancak bizim sinema tarihimizde  2000 yılına kadar çekilen korku filmlerinin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Bu da bize Türk sinemasında korku filmleri neden az çekilmiştir? Sorusunu akla getiriyor.Bu sorunun cevabını tek maddeye bağlamak yanlış olacaktır. Sorunun cevabı olacak maddeleri sıralarsak;

  • Türk halkının korkuyu sevmemesi. Gülmeyi veya duygusallığı, ağlamayı sevmesi. Türk halkının yapısı gereği dram ve duygusal olaylara tepkisi ileri derecede insancıldır. Kendisiyle alakalı olsun olmasın yaşanan olaylara kayıtsız kalmaz. Elinden bir şey gelmese bile duygularına hakim olamaz oturur ağlamaya. Duygusallığımız kadar da gülmeyi de seven milletiz. Bu yüzdendir ki Türk halkının en çok izlediği ve tercih ettiği filmler dram, duygusal ve komedi filmleridir. Korku bizim literatürümüzde yoktur. 
  • Korku filmlerinin az olmasında yapımcıların cesaretsizliği, kaygılarının da etkisi büyüktür. Özellikle ticari kaygıları korku filmlerine ön yargılı yaklaşılmasına neden olmuştur. 
  • Korku filmi için gerekli teknik yeterliliğin olmaması. Korku filmleri özel efektler üzerine kurulduğu için teknik alt yapının ( makyaj, kostüm, çevre düzenlemesi ) sağlam olması gerekir. Türk sinemasında o dönemlerde ki teknik alt yapının yetersiz olması da korku filmlerinin tercih edilmemesinde etkili olmuştur. 
İlk korku filmimiz: Çığlık

Türk sinemasında ilk korku filmi denemesi 1949 yapımı ”Çığlık” filmiyle başlamıştır. Film, fırtınalı bir gecede bir köşke sığınan doktorun ve miras yüzünden dayısı tarafından çılgına döndürülen kızı kurtarmaya çalışması hikaye edilmiştir. Filmin negatifleri çıkan bir yangında yok olduğu için günümüze kadar gelememiş ve Türk halkı olarak ilk korku filmimizi izleyemedik. 1949 yılında filmle ilgili  sinema araştırma yazarları Giovanni Seagnamillo ve Metin Demirhan ” Başarısız bir yapıt” olarak değerlendirmesinde bulunmuşlardır. 

En kült korku filmimiz: Drakula  İstanbul’da

Türk sinemasında ikinci korku filmi 1953 yapımı ”Dracula İstanbul” filmi olmuştur. Sinema tarihçilerinde ortak fikri olan ve 2000 tarihine kadar çekilen en iyi Türk korku filmi olarak kabul edilir. Hollywood yapımı ”Dracula” filminden esinlenerek çekilen film ”Kazıklı Voyvoda”romanından alıntı yapılmıştır. Filmin en önemli özelliği ise seyirci korkutmak için  değil korkuya zemin hazırlamak, atmosfer oluşturmak için çekilmiş olmasıdır. Filmde Türk sinemasında ilk vampir karakteri ortaya çıkmıştır. Rahmetli ”Atıf Kaptan” ilk yerli vampirimiz olarak tarihe geçmiştir. Filmin konusundan da kısaca bahsedersek; Acımasız, kam emici vampir Dracula Kont, yaşadığı şatodan bir tabut içinde İstanbul’a gelir. Burada kendisinin varlığını ortaya çıkartan Avukat Azmi’yi ortadan kaldırmak için girdiği tehlikeli mücadeleler anlatılır.

Film, dönemin şartları düşünüldüğünde başarılı bir film diyebiliriz. Teknik ekip, teknik alt yapının yetersizliğini kendi buldukları çarelerle gidermeye çalışmışlardır. Duman efekti verebilmek için set çalışanların aynı anda içtikleri sigaranın dumanını üfleyip duman efekti vermeleri, Vampir Kont’un şatonun duvarlarından sürünerek çıktığı sahnede set ekibi tarafından boyalanmış bir dekor duvar hazırlanmıştır. 

Korku film kategorisine alıp almamak konusunda terettüd ettiğim filmlerden biri de 1954 yapımı ”Ölüm Saati” filmidir. Orhan Erçin’in senaryosunu yazıp yönettiği film korku filminden ziyade gerilim filmi kategorisine koysak daha iyi olacak. Ancak film gerilim Türk filmleri kategorisinde ilk filmdir. Filmde elektrik malzeme satıcısı Vecdi Bey, oğlu ve karısıyla yaşayan sıradan biriyken aldığı bir tehdit mektubuyla hayatı alt üst olacaktır. Mektupta önce oğlunun sonra da karısının en sonunda da kendisinin öldürüleceği yazıyordu. Mektup da geçen sıralı ölümler gerçekleşir ve Vecdi bey polise sığınarak katilden korunmaya çalışır. Filmin sonunda katilin Vecdi’nin eşinin kuzeni olduğu ve yıllarca kadında gözü olduğu için böyle cinayetler işlediği öğrenilir. Görsel efektler olmadan çekilen film yine sinema araştırma yazarlarınca beğenilmiş bir film olmuştur. 

Depoda çürümeye terk edilmiş film

1970 yılında çekilen ve Aytekin Akkaya, Sema Yaprakçı, Jirayir Çarkçı, Giray Alpan gibi isimlerin yer aldığı ”Ölüler Konuşmaz ki” filmi de Türk sinemasında bir diğer korku filmi denemesidir. Ancak film bekleneni verememiş ve izleyicinin dikkatini çekmeyi başaramamıştır. Bir depoda çürümeye terk edilmiş halde Sadi Konuralp tarafından bulunan film sinemamıza kazandırılmıştır. Filmde; bir kasabaya tayini çıkan Sema öğretmen, kasabanın kullanılmayan bir konağa misafir olarak yerleşir. Ancak bu konakta hortlak yaşamaktadır. Hortlak, Sema öğretmeni öldürmeye çalışır. Sema öğretmende hortlakta mücadele etmek için kasaba sakinlerinden Avcı Kerem, imam ve Remzi’den yardım isteyecektir. 

Metin Erksan’ın Şeytan filmi

Türk korku filmleri içinde en çok konuşulan filmlerin başında 1974 yapımı ”Şeytan” filmi gelir. Film 1973 yılında çekilen ”William Friedkin”tarafından yönetilen ”The Exoicis” filminden esinlenerek 1974 yılında Metin Erksan tarafından yönetilmiştir. Cihan Ünal, Canan Perver, Meral Taygun, Agah Ün gibi oyuncuların yer aldığı filmde 12 yaşında ki bir kızın içine kaçan şeytanı çıkarma hikayesi anlatılır. Filmin en büyük zaafı çıkış noktası Hristiyanlık dini olmasından dolayı yeteri ilgiyi görememiştir.

Yine filmde Metin Erksan tarafından şeytan çıkarma sırasında ateş, haç işareti, mum gibi aksesuarlar yerine İslam dininde kutsal sayılan zemzem suyu, dualar, Kuran-Kerim gibi değerler kullanılarak İslam dinine uygun hale getirilmeye çalışılmıştır.  Film çoğu eleştirmenler ve izleyiciler tarafından beğenilmeyip komedi korku filmi olarak lanse etmişlerdir. Senaryo, kullanılan teknik ekipman olarak eksikleri vardır ancak şu da bir gerçektir ki o zamanlar 12 yaşında olan Canan Perver’in yaşına göre gayet güzel bir performans sergilediğini söyleyebilirim. 

Şeytan filminden bir yıl sonra ”Sevimli Frankenstein” filmi de bir diğer korku filmi denemesidir. Aynı ismi taşıtan ve 1974 yılında vizyona giren ”Young Frankenstein” filminin yeniden çevrildiği filmdir. Film için tam korku filmi diyemesek de korkuya yakın film diye adlandırmamız daha doğru olacaktır. Yine aynı filmi korkuya yakın film ve komedinin iç içe olduğu film olarak da betimleyebiliriz. Filmde Timur Frank isimli gerçekçiliği, pozitifliği savunan bir adamın ruh çağırma seansı sırasında öğrendiği ve dedesinin tamamlayamadan öldüğü ölümsüzlük projesinin yeniden hayata geçirmek için verdiği mücadele anlatılır.  Film, diğer Frankenstin filmlerinin yanında absürt kalıyor. Belki de film Frankenstin seri filmleriyle de dalga geçmek için de çekilmiş olabilir.

1995 yılına kadar korku, gerilim türü adı altında Biri Bizi Gözetliyor, Manyak, Şeytan Kızlar gibi çöp niteliğinde filmler çekilmiştir. Çöp diyoruz gerçekten ne amaçla çekildiği belli olmayan, özensiz hazırlanmış, korku film furyasına bizim de çorbada tuzumuz olsun amacıyla çekilmiş filmlerdir. Hepimizin çok iyi bildiği ”Süt Kardeşler” veya diğer ismi ”Gulyabani” filminin türüne baktığımızda komedi – korku olarak geçmektedir. Filmi çok iyi bildiğiniz için detaya inmeden ne kadar korku filmi türüne girip girmediğini sizlerin taktirine bırakıyorum.

Ödüllü korku filmimiz: Karanlık Sular

Kutlu Ataman’ın yazıp yönettiği 1995 yapımı ”Karanlık Sular” filmi de 2000 yılından önceki son filmdir. Film yurt dışında da gösterime girmiş ve Mystfest Italy festivalinde en iyi film ödülünü almıştır. Ülkemizde Uluslar Arası İstanbul ve Ankara Film Festivali, Türkiye Yazarlar Birliği ve SİYAD tarafından ödül verilmiş filmdir. Film, boğularak ölen oğlunun ölmediği haberini alan Lamia’nın oğlunu aramak için gerçek dünyanın dışında aramaya başlaması ve gelişen garip olayları anlatır. Film her ne kadar yurt dışında en iyi film ödülünü alsa da ülkemizde gereken ilgiyi görememiştir. 

 

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.