Neşeli Günler

Yazar: Hulusi Yağcı Tarih: 16 Şubat 2020 Kategori: Bir Film Hakkında
Neşeli Günler
Paylaş:

Bir Top 10 Yeşilçam Filmleri sıralaması yapsak eminim ki Neşeli Günler filmi o liste içinde yer alacaktır. Turşu suyu sirkeden mi limondan mı yapılır sorusuna cevap aradığımız kah güldüğümüz kah duygulandığımız, izleyicilere kardeşlik duygusunu aşılamaya çalışan aile komedisidir Neşeli Günler.

Ayşen Gruda’yı Oya Aydoğan Seslendiriyor

1978 yılının kış aylarında çekimi gerçekleşmiş ve çekimleri 26 günde tamamlanmıştır. Filmin senaryosu gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazılmıştır. İzmir’in en ünlü turşucu ailesinin hikayesinin aktarıldığı filmde ebin yine evde kalmış kızı Ayşen Gruda’yı Oya Aydoğan seslendirmiştir. Aslında Ayşen Gruda‘nın kendi sesiyle birçok filmde karşımıza çıkmasına rağmen bu filmde niçin kendi sesine yer verilmemiş şaşırtıcı doğrusu.

Baba Turşu Münir Özkul

3 çocuğunu alarak evi terk eden Deli Kazım, üç erkek çocuğuna hem annelik hem babalık yapmaktadır. Yemek, bulaşık, çamaşır hata kopan düğmeleri dikmek bile Kazım Efendi’nin eline bakmaktadır. Çocukları üzülmesin diye de evlenmemiştir. Çocuklarına annesizliğin acısını yaşatmamak için elinden geleni yapmaktadır. Hayatta asla tahammül edemediği tek kişi çocuklarını annesi Saadet Hanım’dır. İsmi geçse bile zıvanadan çıkmaktadır. Sırf sirkenin en iyisinin limonla yapıldığı iddia edip bu uğurda kendisine karşı çıkan kadından bile ayrılan Kazım Efendi’ye set aralarında set ekibi ”Baba Turşu” diye hitap etmeye başlamışlar.

Kadın haliyle üç çocuğunu büyüten Saadet Hanım ise kendisinden ayrılan diğer üç çocuğunu çok özlemekte ancak yanında ki çocukları üzülmesin diye hasretini hep içinde yaşamıştır. Saadet Hanım’da Kazım Efendi gibi çocukları üzülmesin diye evlenmemiştir. Üstelik taliplisi varken.

Filmin maskotu Ziya

Gelelim filmin yıldızı Ziya’ya. Ayrı olan abisi ve yengesini yıllarca idare eden ve yengesine gittiği zaman abisini satan abisine gittiği zaman yengesini satan, civa gibi her tarafa akan bir tip. Bir baltaya sap olamamış girdiği işlerden bir şekilde kovulmayı başaran Ziya, abisinden ve yengesinden tırtıkladığı paralarla işportacılık yapmaya kalksa da o işi de eline yüzüne bulaştırmayı başarır. Meşhur jilet sahnesini hepimiz biliriz.  “Dünyanın bütün meşhurları bununla traş oluyor. İngiltere kralı, rahmetli başkan Kennedy, taçsız kral Pele, Beckenbauer, kaleci Mayer, Nadia Comaneci, Brigitte Bardot, Fenerbahçeli Cemil. Hepsi şöhretlerini bu bıçağa borçludurlar.” Bu replikte ki isimlerden yabancı olanlar böyle bir filmde isimlerinin geçtiğinden habersizdir belki. Nadia Comaneci hariç. Dünyanın en tanınmış jimnastikcisi olan Rumen yıldız, filmden yıllar sonra Türkiye’ye geldiğinde isminin bu filmde geçtiğini öğrenir ve çok şaşırır. Ziya’nın marifetleri bunlarla kalmıyor. Palavracı, atıp tutan, bakanın yakın arkadaşı olduğunu iddia eden Ziya’nın çakıyla aslan öldürmesini de unutmamak lazım. Filmin en can  alıcı yeri neresi diye sorarsanız? Bence Televizyonda Charlie’nin Melekleri’nin izlendiği sahne. Ziya’nın dişlek diye beğenmediği ve Amerika’dayken kendisine yüz vermediği Farah yani sarışın afet Farrah Fawcett.

Filmin mesajı neydi?

Anne ve babasını bir araya getirmek için her şeyi yapan hatta Taksim Meydanı’nda grev bile yapan çocukların gayreti aile kavramının ne kadar önemli olduğunu, aile yaşamından çıkıp sokakta ki hayata da penceresini açmış bir filmdir. Belki filmi ilk kez izleyen izleyiciler ”Turşu suyu yüzünden ayrılır mı? Böyle bir nedenden dolayı aile dağılır mı?” Ancak filmin ana mesajı olan kardeş bağı ve kardeş olmanın dayanılmaz tadını izleyiciye yansıtmak gerekirdi. Kardeşlerin bir araya geldiğinde nasıl bir güç oluşturacağını izleyicinin görmesi gerekiyordu. Suçlu olan anne ve babaya da onları incitmeyen, aşağılamadan bir suç yüklenmesi gerekiyordu. O da sirke suyu oldu.  

Hulusi Yağcı ( ahsuyesilcam.com@gmail.com)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.