Kırık Çanakların Deve Hüseyin’i: Salih Tozan

Yazar: Hulusi Yağcı Tarih: 27 Şubat 2020 Kategori: Bir Portre
Kırık Çanakların Deve Hüseyin’i: Salih Tozan
Paylaş:

Kırık Çanakların Deve Hüseyin’i Salih Tozan

Sinemamızın gülen yüzü, kalıptan kalıba girebilen ve her rolü hakkıyla yerine getiren biriydi o. ”Mirim” diye başladığı konuşmasında insanları güldürmeyi hep başarmıştır . En kötü günlerinde bile o gülen yüzü hiç düşmemiş, çocuk tiyatrosundan sinemaya kadar uzanan başarılı ama kısa bir ömür geçirdi. Bir gecede üç ayrı tiyatroda üç ayrı oyun oynamış ender oyunculardan biriydi o. Onun adı Salih Tozan‘dı.

Hayat mücadelesine 11 yaşındayken başlar

1914 yılında Balıkesir’in Aygün Mahallesinde dünyaya geldi. Üç kardeşin en büyüğüydü. Anne ve babası Balkan Savaşları döneminde Balıkesir’e yerleşmiş Rumeli göçmeniydi. Babası kasap kalfası Halil İbrahim Beydir. Küçük Salih’in hayat mücadelesi ta 11 yaşındayken başlamıştı. Kardeşi Ahmet’in arkadaşlarıyla kovboy oyunu oynarken geçirdiği bir kaza sonrası vefat etmesi Halil İbrahim beyi çok üzmüştü. Evlat acısına dayanamayan baba üzüntüsünden gözlerine perde inmiş, karanlığa mahkum olmuştu. Dedik ya Küçük Salih’in hayat mücadelesi 11 yaşında başladı diye. İşte babasının gözlerine perde inip görmeyince babası eve ekmek getiremez oldu. Evin en büyük çocuğu Salih’in küçücük yaşında omuzuna ailesini geçirdirebilme yükü binmişti artık.

Balıkesir’in Anafatarlar Caddesinde ki Solaklar pastahanesinde çalışmaya başladı. Pastahanede çok fazla çalışamayan Salih oradan ayrılıp bir lokantada çalışmaya başladı. Hayatın acımasız yüzü Salih’e 11 yaşındayken göstermişti ama Salih güleryüzünden, neşesinden hiç bir şey kaybetmemişti. Lokanta müşterilerinin maskotu olmuştu. Yaptığı şakalarla herkesi güldürüp neşelendirmeyi başarmıştı. Oyuncu olmak onun aklında hiç yoktu. Okuyabilirse öğretmen olmak istiyordu. Çevresinde ki insanların tavsiyesiyle Balıkesir Halk binasında ki tiyatro okuluna girdi. Tiyatronun sanat müdürü Esat Adil Bey, küçük yaşına rağmen tiyatro oyunlarında ki performansı, hırsı ve başarısından dolayı onu korumaya aldı. Hem Salih’i teşvik etmek hem de aile bütçesine yardımcı olabilmek için onu aylık 30 lira maaşa bağladı. 30 lira da lokantadan alıyor etti 60 lira. Küçük Salih, o yaşına rağmen ailesine bakabiliyordu artık .

Onu ilk beğenen Reşat Nuri Gültekin’dir

Milli Eğitim müfettişlerinin de izleyeceği bir piyes oyunu için Salih sahneye çıkar. O kadar başarılı olur ki herkesi kendine hayran bırakır. Tiyatroyu izlemeye gelen müfettiş, bu çocuğun yerinin burası olmadığı düşünüyor ve onu daha iyi eğitim alması için Ankara’ya götürmek istiyordu. O müfettiş Türk Edebiyatını usta kalemi Reşat Nuri Gültekin‘den başkası değildi. Salih’i çok beğenen sadece müfettiş Gültekin değildi. Ünlü sosyolog İsmail Hakkı Baltacıoğlu’da çok beğenmişti. Gültekin ve Baltacıoğlu, Salih’i Ankara’ya götürebilmek için anne ve babasından izin alındı. Salih artık başkent Ankara yolcusuydu.

Hayatında ilk defa Ankara’ya gelen Salih, Raşit Rıza topluluğunda oynamaya başladı. Ortaokul çağında olan Salih oradan da Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından kurulan Çocuk Tiyatrosu’nda oynamaya başladı. Bir gün çocuk tiyatrosunda ”Mektup” oynuyor. İzleyiciler arasında ünlü yönetmen Memduh Ün‘de vardır. Ün, küçük Salih’ hayran kalmıştır ve oyun sonrası şöyle der:”Keşke o çocuk ortaokulu bitirmiş olsaydı da konservatuarda okusa. Onun yeri burası değil” demişti. Salih kendinin gittikçe geliştiriyor ve basamak basamak hak ettiği yere doğru gidiyordu. Salih’in Ankara’da ki son durağı Muhlis Sabahattin Operası olmuştur.

İzmir’de sanat yılları

Yıl 1945. Salih’in yolu İzmir’e düşer. Dönemin belediye başkanı Raşit Leblebicioğlu sanat sever biriydi. Sanat ve sanatçılara her zaman hürmet eden başkan, eski İzmir Fuarı’ın olduğu yerde kullanılmayan bir binayı tiyatro binası olarak tahsis eder. Avni Dilligil ve ekibi bu tiyatroda oyunlarını sergilemeye başlarlar. Salih’de bu kadronun içindedir. Öyle ki tiyatro aşkından dolayı Salih ve arkadaşları binanın nemli depolarında bile yatmaya razı olurlar. ”Sözün Kısası”, ”Fidanadaki”, ”Suçlu”, ”Gülsüm’ün Oğlu” oyunları oynandı bu binada. İnce zekası, hazır cevaplılığı, komik taklitleriyle seyircilerin sevgilisi oluvermişti. Salih Tozan’ın bir diğer yeteneği de taklit yeteneniğidir. Arnavut, Rumeli, Rum, Yunan ve Ege şivelerini o kadar güzel taklit eder ki herkesi gülmekten kırıp geçirirdi.

Yıl 1950. Seçimler gerçekleşmiş ve İzmir Belediyesini Demokrat Parti’nin adayı kazanmıştır. Başkanın ilk icraatı kendinden önce ki belediye başkanının tiyatroculara tahsis ettiği binayı boşaltmak olmuştu. Tiyatro binasının boşaltılmasıyla Salih Tozan‘a İstanbul yolu gözükür. İstanbul’da da çeşitli tiyatrolarda oyunlar oynayan Salih, ufak tefek yardımcı oyuncu rolleriyle de sinemaya geçiş yapar. Salih Tozan’ın ilk rol aldığı filmi 1950 yapımı olan ”Oğlum İçin” filmidir. Sinemada da başarılı olan Tozan’a’ yeni film teklifleri gelmeye başlar. Salih Tozan’ı sinema dünyasının tanıdığı ve onun sinema kariyerinde başarılar getirecek filmi 1958 yapımı olan  ”Üç Arkadaş” filmi olur. Fikret Hakan, Muhterem Nur, Semih Sezerli ile oynadığı film çok ses getirir. O dönemin sinema ve artist dergisi olan Dost Dergisi‘nin yaptığı ankette o döneme kadar yapılan en iyi 10 film sıralamasında birinci seçilmişti. Filmde Tozan ”Mösyö Artin” rolünde fotoğrafçı olarak karşımıza çıkar.

İlk baş rol filmi Damat Beyefendi

Memduh Ün bir röportajında ”Üç Arkadaş” filminde Mösyö Artin rolü için kendisine Osman Alyanak ve Nubar Terziyan isimlerinin önerildiğini ancak kendisinin Salih Tozan’ı seçtiğini belirtir. Ün ”İyi ki Salih’i seçmişim bu film için. Salih çok başarılı o filmde. Beni yanıltmadı” demişti. Ve Salih Tozan için baş rol oynayacağı film gelmişti artık. Sırrı Gültekin’in yönettiği 1962 yapımı olan Gazanfer Özcan, Suna Pekuysal, Necdet Tosun gibi değerli isimlerin bir araya geldiği ”Damat Beyefendi” filminde baş rol oynar.

Salih Tozan’ın en çok ses getiren ve izleyiciyi kendine hayran bırakan ”Kırık Çanaklar” filmi Tozan’ın ustalık eseri diyebiliriz. Deve Hüseyin rolünde yaşlı bir adamı canladıran filmde Salih Tozan’ın performansı izleyici büyüledi. Film o yıl en iyi film seçildi. Salih Tozan’ın filmde torununa sarılıp ağladığı sahnede, rolüne kendini kaptırıp gerçekten ağladığı söylenir. Salih Tozan fırtınası esmeye devam ediyordu. Ayhan Işık, Türkan Şoray’la yine o dönem çok ses getiren ”Otobüs Yolcuları” filminde rol alır. Film, 27 Mayıs Darbesinden sonra ortaya çıkan ”Güvenevler Dosyası” ile ilgili inşaat yolsuzlukların anlatıldığı toplumsal içerikli bir filmdi.

Bir gün rahatsızlandı ve Şişli Etfal Hastanesi’nde yatmaya başladı. Orada hemşire Samime Bozlar’la tanışır. Samime Bozlar, Tozan’a çocuğu gibi baktı. Onunla yakından ilgilendi. Bu yakınlaşma evliliğe kadar gitti. Samime Hemşire, Tozan vefat edinceye kadar onunla ilgilendi. Hayatının ikinci baharını Samime hemşireyle yaşadı.

Kötü sona yaklaşılıyordu

Salih Tozan’ın en büyük kusuru çok içmesiydi. Gerçekten çok içiyor ve kendisini uyaranlara kulak asmıyordu. Öyle ki ceketinin mendil cebinde küçük şişe içinde içkisini taşır, yolda yürürken bile içkisini yudumlardı. İşkembe çorbasını çok seven Tozar, işkembe çorbasının içine mendil cebinde taşıdığı içkisinden bir kaç damla döker öyle içerdi. Nevizade sokakta ki meşhur Lambo’nun meyhanesi onun uğrak yeriydi. Her akşam orada içerdi. Hatta parası olmadığı zamanlarda bile veresiye içki içerdi. Bu meyhanede sürekli içtikleri, memleket meseleleri ve sanat üzerine sohbetler yaptığı arkadaşları vardı. Sait Faik Abasıyanık, Ressam Abidin Dino, Yazar Yaşar Kemal, Settar Körmükçü onun meyhane arkadaşlarıydı.

Ve kötü son geldi çattı. Tozan siroz hastalığına yakalanmıştı. Hastalığında bile güler yüzü hiç solmamış ve hastalığıyla ilgili şakalar yapıp ”Bende Atatürk’ün hastalığına yakalanmışım” diyerek şakalar yapardı. Siroz iyice ilerlemişti vücudunda. Hastaneye kaldırılır ancak 16 Şubat 1963 yılında daha 49 yaşındayken hayata veda eder. Kılınan cenaze namazı sonrası Zincirli Kuyu Mezarlığına defnedilir büyük oyuncu.

Geriye güler yüzü, tonton dede, aksi Rumelili bahçıvan, biletçi Salih tiplemeleri, ”Mirim” nidası kaldı.  49 yıllık yaşamına 110’u geçkin film bıraktı. Adının yaşatılabilmesi ve genç nesillere tanıtılabilmesi için adına Balıkesir’de kültür merkezi kuruldu. 2014 yılında doğumunun 100. yılında Balıkesir Salih Tozan Kültür Merkezinde düzenlenen bir etkinlikte anıldı.

Faydalanılan Kaynaklar

T.C Kültür Bakanlığı Salih Tozan Belgeseli

TSA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.