Kemal İnci Susuz Yaz’ın Nasıl Çekildiğini Anlatıyor

Yazar: Hulusi Yağcı Tarih: 26 Şubat 2020 Kategori: Yeşilçam Anıları
Kemal İnci Susuz Yaz’ın Nasıl Çekildiğini Anlatıyor
Paylaş:

Kemal İnci Susuz Yaz’ın Nasıl Çekildiğini Anlatıyor

Sinema hayatına dekorluk, ışıkçılık ve dublör yönetmen yardımcısı olarak başlayan, Yeşilçam’dan ayrılmamak, Yeşilçamla iç içe olmak için evini evini bile terk edip ailesinden ayrı yaşayan, küçük rollerle başladığı sinemaya yönetmen olarak geçiş yapan daha sonra tekrar oyunculuğa geçen senaristlik, yapımcılık işlerini de yapan Yeşilçam’ın emektar oyuncusu Kemal İnciYeşilçam Anılarım” kitabında 1962 yapımı olan Metin Erksan imzalı ”Yılanların Öcü” filminin öncesi ve sonrası tüm yaşananları paylaştı.

Susuz Yaz filminde Metin Erksan kadar benim de katkım çok fazla oldu

Metin Erksan‘ın bir arkadaşının kardeşi olan Ulvi Doğan bir gün biz yemek yerken gelip bizi bulmuş ve yatırım yapmak istediğini söylemişti. Yurt dışında okumuştu. Türkiye’de bir film yaparak, yurt dışında festivale katılmak gibi bir hayali vardı ve bunu gerçekleştirmek için bizimle tanışmayı çok istemişti. Necati Cumali’nin Susuz Yaz eserinde karar kılındı. Aslında öykü çok kısaydı. Ancak biz öyküyü film haline getirdik. Filmin senaristi ne kadar Metin Erksan olsa da filmin senaryosunun hazırlanmasında benim de emeğim çok fazlaydı”.

”Öyküde olmayan Anadolu kültüründen gelen motiflerin senaryoya eklenmesi benim fikrimdi. Mesela ayna tutma ve yılan sokmasında zehrin emilerek dışarı atılma fikirleri gibi. Senaryo çalışmalarına İsmet Soydan’da katılmıştı. Haftada bir kaç gün pasaja çıkıp orada fikirlerimizi paylaşıyorduk”.

Metin Erksan, Türkan Şoray’ı kabul etmedi

”Susuz Yaz’ın çalışmaları aylarca sürmüştü. Yazıyoruz, çiziyoruz, yazdığımızı beğenmiyoruz, çöpe atıp yeniden yazıyorduk. Senaryo çalışmaları neredeyse 6 ayı bulmuştu. Bizim bu hummalı çalışmamız dikkatlerin üzerimize çekmeyi başarmıştı. Senaryo hazırlıkları devam ederken bir yandan da kadro hazırlıklarına giriştik. Metin Erksan, kadın oyuncu olarak tanınmamış bir oyuncuyla oynamak istiyorduk. Buna rağmen Türkan Şoray‘ı önerdik ancak kabul etmedi. Türkan artık onun profiline uymayan ünlü bir oyuncu olmuştu. Yeni bir yüz bulunması için ilanlar verildi”.

” Baş rolü oynayacak kızı ararken Hülya Koçyiğit‘i bulduk. Annesini ikna edip Ankara’dan getirttik. Hülya’yı fotoğraflarından beğenmiştim. 16 yaşında olmasına rağmen gelişmiş bir kızdı, boyu yerindeydi. Arada bir senaryoyu okuyor, yanımıza gelip bizimle yemek yiyordu”.

Agah Özgüç’ten haber destekleri aldık

” O zaman ki medya şimdiki gibi kullanılmadığı için filmle ilgili hazırlıklar yapılıyor diye koşturan yoktu. Haberler genellikle Artist Dergisi, Ses Dergisi gibi dergilerde çıkıyordu. Agah Özgüç vardı, set röportajcısı. Ekipten biri gibiydi. Hep yanımızda olurdu. Onunla haber gönderirdik. Film hazırlıklarını küçük haberler yapardı”.

”Artık senaryoda istediğimiz sonuca ulaşmıştık. Kadroda yavaş yavaş netleşiyordu. Ulvi Doğan, Hülya Koçyiğit baş rol oynayacaklardı. Ulvi ve Erol iki kardeşi, Hülya’da Ulvi’nin eşini oynayacaktı. Metin abi Atlas Pasajı’nın çıkışının tam karşısında köşede üçüncü katta bir yazıhane tuttu. Senaryonun son kısımını da orada çalıştık. Hülya, senaryo çalışmalarına Üsküdar’dan annesiyle gelir, akşam vakti gelince yeniden karşıya geçip evine giderdi”.

Çekimler Bademli köyünde başlandı

”Çekimlerin yapılacağı İzmir’in Bademler Köyü Alevi köyüydü. Okuyan çok vardı. Akşamları köy kahvesinde toplanılır, kadın erkek ayrımı olmaksızın sohbet edilirdi. Şu an soyadını hatırlayamıyorum ancak İşçi Partisi milletvekili Mahmut Bey vardı. Bize çok yardımcı olmuştu. Orada küçük şiirler yazıyordum ve herkesin görmesi için ağaca iğneliyordum. Bu bir adetti o köyde”.

”Avluya uzunca masalar atıyorduk. Köylüyle beraber yemekler yeniliyordu. Metin Abi, köylüler hep beraber. Hatta bazı roller için köylülerden bir kaçını oynattık. Köydeki çekimler ağırlıktaydı ama zaman zaman cezaevi çekimleri için Urla’ya gidiyorduk”.

Hülya Koçyiğit, çekimlerde çok zorlandı

”Çekimler esnasında Hülya oldukça zorlanmıştı. Buna ilk oyunculuk deneyimi olması yanında, büyük şehirde doğup büyümüş birinin, köydeki yaşantıya alışması da büyük etkendi. Parmak uçlarından neredeyse zıplayarak yürüyordu. Çekimlerde de böyle yürüyünce Metin Erksan bağırmıştı ” Kemal. Al şunu adam gibi yürütmesini öğret öyle getir karşıma”. Metin Erksan aslında başka bir şeye kızmıştı ama Hülya’ya patlamıştı. Hülya ağlamaya başladı ve ”Ben bırakacağım, yapamıyorum” diyordu. Bir saat ara vermiştik. Metin abi istirahate çekilince ben Hülya’yı karşıma aldım. Zavallı kız ağlayıp duruyordu. Onu böyle görünce tüm duygularım kabarmıştı. Sanki kendi kardeşimdi karşımda ağlayan. Nihayet sakinleşip ağlaması bitince set amirimiz Godzilla’ya Hülya’nın heybesine büyük bir taş koymasını istedim”

Hülya’ya yürüme dersleri verdim

”Taşın üzerine lahana parçaları doldurmuştuk ki lahana gibi görünsün diye. Heybeyi Hülya’nın omuzuna attım. Hülya’nın omuzu heybenin ağırlığından çöküverdi. Beraber yürüme provası yaptık. Epey yürüdük. Hülya’nın yürümesini hallettikten sonra Metin Erksan’a hazır olduğumuzu haber vermiştim. Metin abi bir deneme yapmak istedi. Gördüklerinden memnun kalınca çekimlere yeniden başladık. Hülya, omuzunda 10 kiloyu bulan ağırlıkla kan ter içerisinde yolu tırmanırken sahnenin çekimini tamamlamıştık”.

” Urla Kaymakamının oğlunu sünnet düğünü davetiyesi ulaştı bize. Kaymakam bize çok yardımcı oluyordu. Hafta sonları özellikle jandarma gönderiyordu. Kalabalığın işimizi bozmaması için. Teşekkür mahiyetinde daveti kabul ettik. Uzunca bir masa kurulmuştu bahçeye. Yöresel yemekler hazırlanmıştı. Sünnet çocuğuna takılarını da taktık. Hülya’da genç kız gibi giyinmişti. Normalde pantolon ve tişörtle geziyordu. Bildik düğünler yerine gitar, bateristte vardı düğünde. Güzel dans müzikleri çalıyorlardı. Kaymakam ve eşi dansa kalktı. Metin abi dans etmekten pek anlamazdı. Baktım Hülya bir beklenti içinde etrafı süzüyordu. Onu dansa kaldırdım. Çaça, rumba, bolero derken kaymakam ve eşi de bize eşilik ediyordu. Hülya çok eğlenmişti. Hatta fotoğraflarımızı çektiler”.

Suphi Kaner’in ölüm haberi geliyor

”Çekimler devam ederken İstanbul’dan acı bir haber geldi. Can dostum, arkadaşım Suphi Kaner intihar etmişti. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Daha 30 yaşında ve iki çocuk babasıydı. O gün iş yapmadık. Suphi’nin cenazesine yetişeyeceğimizden gidemedik. Köylülerin yardımıyla mevlit okuttuk. Helva karıp tüm köylülere dağıtıldı. Hocalar dua okudu. Kendimizce Suphi Kaner’i imkanlar dahilinde uğurladık. Akşam oldu. Suphi konuşulmaya başlandı. Şiirler okundu arkasından. Bende Suphi’nin yazdığı bir şiiri okudum. Köyün ileri gelenleri ve İzmir’dekiler yasımız duymuş, gelip resimlerimizi çekip haber yapmışlardı”.

” Çekimlerin sonuna doğru Ulvi Doğan hastalanmıştı. Erol Taş’la ikisinin kavga ettikleri bir sahne vardı. Suyun içinde olması gerekiyordu kavga. Kanalın içini doldurduk ve hazır ettik. İkisi boğuşuyor, yumruklaşıyorlar ve suyun içine düşüyorlardı. Ulvi Doğan epey su yutmuştu. Belki de bundan dolayı hastalanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam sarılık gibi bir şey kapmıştı. Ateşler içinde yanmış ve epey kilo vermişti. Bir süre Ege Üniversitesi Hastanesinde yattı. Bakımına köyde devam edildi”.

Film neden yurt dışına kaçırıldı?

”Çekimler 45 gün sürmüştü. Çekimleri bir disiplin içinde tamamladık. İstanbul’a dönüldü ve stüdyo çalışmalarına başlandı. Oyuncular ayrılmış, Metin Erksan ve ben montaja başlamıştık. Film çok ses getirmişti. Hatta yurt dışına çıkma yasağı bile getirilmişti. Komünizm propagandası yaptığı düşünülüyordu. Yılanların Öcü’de aynı sebepten yasaklanmıştı. Ama Ulvi Doğan’ın amacı bu filmin yurt dışında ödül almasıydı. Hal böyle olunca Ulvi, filmi yurt dışına kaçırması gerekmişti. Sağ kesim filmi sabote ediyordu. Filmin gösterildiği yerlerde, sinema önlerinde olaylar çıkıyordu”.

”Susuz Yaz filmi benim için bir dönüm noktası olmuştu. Her yerden teklif yağıyordu. Tam rejisör olacak kıvama gelmiştim. Beş yıllık asistanlık dönemim bu filmle bitmiş oldu. Kızım ve oğlum doğmuştu. Beni gelecek için çok daha farklı şeyler bekliyordu ve ben buna hazırdım”

Kullanılan Kaynak

Kemal İnci- Yeşilçam Anılarım

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.